Affetme ve Bağ Kesmenin Önemi

Affetme ve Bağ Kesmenin Önemi

Mucizevi canlar bilin ki; affetmeden bizim yaşamımızda ilerlemenin yolu yok.

Bizi üzenleri affetmeden kendimiz olma şansımız yok. Muhteşem bir laf var: ‘’Birini affetmemek zehri kendin içip karşındakinin ölmesini beklemektir.’’ Yine muhteşem başka bir söz var ’'Öfke kızgın bir kömürdür eline alıp karşındakine atmaya çalıştığın. Senin de elin yanar.‘’ 

Kırgınlıklarımız var, dargınlıklarımız var. Pişmanlıklarımız, reddedilmelerimiz, yaşadığımız acı gelen olaylar var canlar ve o olayların hisleri, o olaylardaki duygu örüntüleri hala enerji alanımızda çalışıyor. Yıllar geçse de o hislerden özgürleşmedikçe, o bağları kesmedikçe kendiniz olarak ilerleyemezsiniz canlar. Düşünsenize, birisi sizi habire arkanızdan çekiyor. O zaman nasıl ilerleyebilirsiniz? Ve sürekli geri dönüp baktığınızda o zaman yine ilerleyemezsiniz, düşersiniz. Odağınızın kendi yolculuğunuzda olması lazım. Peki nasıl kendi yolculuğumuzda olacak bu kadar kırgınlığımız varken? Bu kadar dargınlığımız, pişmanlığımız, reddedilmemiz, kızgınlığımız, öfkemiz, kinimiz varken nasıl kendimiz olarak ilerleyeceğiz? 

Canlar bunlardan özgürleşmemiz lazım. Bunlardan özgürleşmeden kendiniz olarak ilerleyemezsiniz. Bunlardan özgürleşmeden kendiniz olarak bu realitede var olamazsınız. Ben Thetahealing eğitmeniyim. Thetahealing’de kurucu Vianna Stibal'ın söylediği çok güzel bir kavram var. Siz pişmanlıklarınızı, dargınlıklarınızı, kırgınlıklarınızı, reddedilmenizi, kininizi, öfkenizi, kızgınlıklarınızı dönüştürürseniz eğer, bunlardan arınırsanız ve yeterince temizlenirseniz, cisimleri bile hareket ettirecek, objeleri hareket ettirecek yani telekinezi yapacak duruma gelirsiniz. Yani şunu demiyor; size şöyle bir enerji yükleyelim ve objeleri hareket ettirin. Bundan bahsetmiyor. Kızgınlık, dargınlık, pişmanlık, kin, reddedilmeyi, öfkeyi bırakmaktan bahsediyor, arınmaktan bahsediyor. Bunları temizlemekten bahsediyor. Çünkü bunlar sizin düşündüğünüzden çok daha fazla enerjinizi emer canlar. Çok daha fazla, arka planda bunlar çalışır. Sürekli çalışır bilinçaltımızda ve bizi meşgul eder. Enerjimizi emer, yüksek titreşimden yayın yapmamızı, yüksek bir frekanstan, yüksek bir rezonanstan yayın yapmamızı engeller. Bunlardan özgürleşmemiz lazım. 

Bilin ki, o kişiler, bizi üzenler, dolandıranlar, aldatanlar, arkamızdan konuşanlar, kalbimizi kıranlar var ya, o kişiler her biri ama her biri bize bir şeyler öğretmeye, ayna tutmaya geldiler yaşamımıza. İşte önce bunu fark etmeniz lazım.  

O kişilerle bir diyalog yaşadığınız, bir problem yaşadığınız dönemlere gidin. O dönemleri ve öncesindeki biraz yakın zamanları tararsanız eğer, o dönemlerde nasıl frekanslardaydınız? Kendinize güveniyor muydunuz? Hayır. Kendinizi değersiz hissediyordunuz, kendinizi yetersiz hissediyordunuz. Sevilmediğinizi hissediyordunuz, haksızlığa uğradığınızı hissediyordunuz. Genel yaşam enerjiniz, averajınız, toplamınız buydu. Kaynakla, yaradanla bağlantınız kopuktu. Ne bekliyorsunuz peki böyle bir titreşim yayıyorken? Nasıl şeyler yaşamayı bekliyoruz ki canlar? O yüzden geldi birisi, "Sen bunu hak ediyorsun." dedi, dolandırıldık. Geldi birisi aldatıldık. Yalan söyledi, arkamızdan konuştu. Bakın çok enteresan. Burayı görmeniz, burayı çözmeniz önemli. O dönemki titreşim ve frekanslarınızın karşılığını gördünüz ve gördüğünüz kişiler size bunları yapan kişiler sadece piyondur canlar. Piyon, figüran, oyuncu. Onlar geldiler, rollerini yaptılar ve gittiler. Bize ayna tuttular, bize kendimizi gösterdiler. Bak şu anki frekansın bu, şu anki titreşimin bu ve hak ettiğin de bu. Evet bazı deneyimler acı oluyor. "Ben bunu nasıl hak ediyorum? Olamaz ki böyle bir şey." diyorsunuz. Ama özüne bakarsanız, içini biraz tararsanız o dönemlerde ve öncesinde ne kadar değersiz, yetersiz, kaynaktan kopuk, yalnız, güvensiz, Yaradan ile bağlantı kopmuş bir halde olduğunuzu göreceksiniz, fark edeceksiniz. Bunu fark edin ve bu çok önemli, burayı gördüğünüzde "Aa evet, ben zaten bilinçsiz haldeydim, bu yüzden bunları yaşamışım ama şimdi uyanıyorum çok şükür" diyeceksiniz.

Ayrıca içerde nasıl bir kavganız olduğunu da fark edin. İçeride kavga varsa dışarıda kavga vardır canlar. İçerisi sakin, dinginse dışarısı da sakin ve dingindir. Her gelen bize ayna tutar, bu kadar mucizevi bir sistem var. İlahi matrix oyunundayız. Hayrete düşeriz. Bu tasavvufta hayret makamıymış canlar. Hayret ya, hayret ya, hayret ya. Her şeyde Yaradan’ın mucizesini gördükçe, ilahi matrix oyununu gördükçe hayret ya, hayret ya, hayret ya. Bunun bir üstü de dehşet makamıymış. Dehşete düşüyorsun bu mucizevi sistemin her yerde yansımalarını gördüğünde, her hücrende ve bütün evrende. 

İşte böyle mucizevi bir sistem var o yüzden bizi üzenlerden arınmadan, bunlardan bağımızı kesmeden ilerlemek yok ve o süreçte onlardan öğrenmemiz gerekenleri öğrenip, almamız gerekenleri alıp, derslerimizi alıp devam ettiğimizde o zaman ilerleyebiliyoruz. Onlardan almamız gerekenleri alıp, öğrenmemiz gerekenleri öğrenip, kişilere takılmadan onları piyon olarak görüp. Bize bir şeyler öğretmeye geldiler, bize bir şeyler göstermeye geldiler. Tekâmülümüzde onlar var. Onlar yapmasaydı başkası yapacaktı, biz yine bunları yaşayacaktık. O zaman ben şimdi almam gerekenleri alıyorum, öğrenmem gerekenleri öğreniyorum ve yolcuğuma devam ediyorum enerjisine geldiğinizde dersinizi alırsınız, hediyelerinizi alırsınız, yaşadıklarınızın katkılarını alırsınız ve artık kendiniz olarak o kişiden özgürleşerek bağınızı keserek ilerlersiniz canlar. 

Peki bağın kesildiğini, affettiğinizi nasıl anlarsınız? Bu kişiyi duyduğunuzda, gördüğünüzde, bir etkileşime girdiğinizde hala bir tetiklenmeniz varsa, sıkışma varsa, enerjiniz düşüyorsa, öfke geliyorsa, kızgınlık geliyorsa daha arınmamışsınızdır. O yüzden affetme ve bağ kesme çalışmasını bu tip durumlarda yapın. Olmadı bir daha yapın, bir daha yapın ve her yaptığınızda özgürleşeceksiniz. Her yaptığınızda hafifleyeceksiniz ve bir süre sonra o kişiyi duyduğunuzda, gördüğünüzde, haber aldığınızda, etkileşime girdiğinizde nötr olacaksınız. Nötr hale gelene kadar yapmanız lazım. Benim size önerim kendi üzerinizde çalışıyorken her gün birini kurban edin, her gün birini affedin, özgürleşin canlar. Size tavsiyem bu. 

Peki affedeceğiz ama affetmekte kibir vardır derler. Hayır. Nasıl baktığınızla alakalı. Hani "Ben çok yüceyim, üstünüm de, seni affediyorum" değil, böyle bir alandan işlemiyoruz. "Ben seninle aramdaki bağı kesmeyi seçiyorum. Senden almam gerekenleri aldım, görmem gerekenleri gördüm. Bana gösterdin bir şeyler, teşekkür ederim. Hadi sen yolculuğuna git, ben yolculuğuma gideyim." olmalı. Yoksa şunu yaşıyoruz canlar; o kişileri çıkarıyoruz hayatımızdan, yeni birileri geliyor ve aynı şeyleri tekrar yaşıyoruz. Onları da çıkarıyoruz beğenmiyoruz. Yeni birileri geliyor, aa ne tesadüf aynı şeyleri tekrar yaşıyoruz. O zaman görün ki olayların merkezinde hep biz varız. Kısır döngüde dönüp duruyoruz. Lütfen artık görün ve buna bir dur deyin. Buna dur demenin yolu, işte o kişilerden özgürleşmek. Kişilerle de ilgilenmeyip o durumlardan özgürleşmek canlar. Onlar piyondu. Onlar bize bir şeyler öğretmeye geldi, öğreteceğini öğretti, tekâmülümüzde vardılar ve gittiler. Peki biz niye taşıyoruz hala sırtımızda? Değil mi? Bu yüzden özgürleşmek çok önemli. Meditasyon sırasında içimizde onlara boşaltmak istediğimiz şeyler varsa onları da boşaltacağız. Niye? Çünkü söyleyemediklerimiz bizi hasta ediyor. Boğazımızda ifade etmediklerimiz, edemediklerimiz sıkıntılar yaratıyor. Hazmedemediklerimiz mide problemleri yapıyor. O sevgisiz alan deneyimleri kalp problemleri yaratıyor canlar. Bunları bu kadar yoğun düşünmek baş ağrıları yapıyor, migren yapıyor. Sırtımızda taşıdığımız için bunları sırtımıza yük alıyoruz, sırt ağrıları oluyor. Bunlar ağır geliyor, bel fıtığı oluyor. Boyun sıkıntılarımız oluyor esneyemiyoruz çünkü. Hepsi yine bize zarar. Lütfen bunu görün. 

Şimdi sıra affetme ve bağ kesme meditasyonunu uygulamakta. Muhteşem bir çalışma, muhteşem bir dönüşüm alanı olacak. Uygulamayı yapmaya artık hazırsınız. Lütfen bu çalışmayı sizi tetikleyen herkes için teker teker yapın. Onlarla nötr hale gelene kadar. Bu şekilde hafifleyeceksiniz.

Hadi gelin, aşağıdaki linke tıklayın ve meditasyonu beraber yapalım. Katkı olsun. 


https://youtu.be/0NoU-qf6hJU 


Değiştirebileceğin tek insan var, o da sensin. Sen değişince dünya değişir. 

Katkı olsun, mucizeler aksın. 

Hey! Sen bir mucizesin.

Yazılarda Ara

Kimdir?

Recep Özer

Recep Özer

"Ne yaşıyorsan sorumlusu sensin. İç dünyanda neye inanıyorsan dış dünyada da sonuçlarını yaşıyorsun. İnançlarına inebilir ve değiştirebilirsen hayatın da değişir"

Sosyal Medya