TUTKUNU YAKALA

TUTKUNU YAKALA

Eğer ki bu hayattan sıkıldıysanız, bunaldıysanız, hedefiniz yok, hayalleriniz yok, öğrenilmiş çaresizliklere girip tekrar tekrar aynı kısır döngüleri yaşıyorsanız, genel olarak ‘’Ne yararı var ki?’’ yaklaşımını benimsediyseniz; hayat da zaten böyle monoton, evlilikler böyle sıkıcı, ilişkiler böyle tek düze, iş hayatı böyle sıradan gibi bakış açılarından işliyorsanız, monoton bir hayatınız varsa, bu demektir ki başkalarının sınırlı bakış açılarını, algılarını kabul ettiniz, üstünüze aldınız ve de bilinçaltınıza bunları yüklemiş oldunuz. Belki doğumunuzdan itibaren bunlar yüklendi yani genetik olarak geldi ve siz bunları gerçeğiniz yaptınız. Bunları gerçeğiniz yaptığınız için de hayatınızda bunlar açığa çıktı. Bunu değiştirebilmenin bir yolu olarak lütfen hayatınızı, içinde bulunduğunuz durumları sorgulayın.

Gerçekten benim istediğim evlilik bu mu?

Gerçekten benim istediğim yaşam bu mu?

Gerçekten hayal ettiğim, arzuladığım iş bu mu?

Bu hayatta neyi arzu ediyorum?

Bu yaşamda bana neler zevk veriyor?

Bu yaşamda neler beni heyecanlandırıyor?

Nelere istek ve arzularım var?

Hangi konularda tutku duyabilirim?

Nasıl bir yaşam seçersem daha canlı olurum ve bu hayatı gerçekten yaşadığımı hissederim?

Neler yaparsam kendim olurum ve kendimi gerçekleştirmiş olurum?

Sonra enerjinin nelere ve nereye aktığına bakın!

Neleri yapmak sizi heyecanlandırıyor?

Neleri yapmak size zevk veriyor?

Neler olabilir?

Bu sorulardan sonra mutlaka önünüze olasılıklar ve seçenekler açılır. Açılan olasılıklardan size uygun bulduğunuz şeyleri veya önünüze gelen seçenekleri, size hafif gelen ve akan alanları tespit edip bunları küçük küçük beslemeye başlayın. Enerjinizi yavaş yavaş o tarafa akıtın. Bir süre sonra o enerji iyice dolacak ve sizden taşacak. Size “Beni artık açığa çıkart” diyecek.

Bu süreçte egonuz diyecek ki; "Saçmalama, başka alternatifin mi var? Başka iş mi bulacaksın? Kendine başka bir yaşam mı oluşturacaksın? Deli saçması bunlar! Böyle yaparsan aç ve yalnız başına kalırsın!". Çok normal. Neden?

Egomuz bir askerdir, değişim ve dönüşümü istemez. Eski kararlarınızı muhafaza etmeye çalışır. Her değişim ve dönüşüm niyetimizde egomuz ayaklanır, “Hop! Bir dakika, nereye gidiyorsun? Gidemezsin” der.

Amaaaa siz gerçekten net bir şekilde bir şeyleri seçerseniz, yüzde yüz net olduğunuzda önünüzden çekilir ve yeni gerçekliğinize adapte olur.

Ben on altı yıllık matematik öğretmenliğini bırakmış bir insan olarak bu satırları yazıyorum.

Neden? Tutkum neredeyse, heyecanım neredeyse, kendimi nerede gerçekleştirebileceksem o alana gitmeyi seçtiğim için böyle oldu. Tabi ki ilk başta egom çekindi, korktu. ‘’Ne yapıyorsun? Saçmalama, gidemezsin, aç kalacaksın, para bulamayacaksın, insanlar ne der? Matematik öğretmenliği bırakılır mı?’’ gibi bir sürü şey söyledi. Hatta bir de güldü “Yaşam koçluğu ha” diye. Ama ben baktım ki; heyecanım, arzum ve tutkum bu alandan akıyor ve ben de enerjiyi takip ettim. Matematik öğretmenliğini çok severek yaptım yıllarca, hep eğlenceli ve basit hale getirerek öğrencilerimle iletişimdeydim ama son yıllarda artık öğretmenlik bana hizmet etmiyordu. Bakın bu lafı büyütüyorum: “BANA HİZMET ETMİYORDU”.

Yani bebeklik kıyafetlerinizi şimdi giyemezsiniz, o zaman çok uygundular ama artık size uygun değiller yani size hizmet etmiyorlar. Aynı durumu işiniz, eşiniz, ilişkiniz ve hayatınızdaki her şey için düşünebilirsiniz.

Seminerlerimde bu sohbeti yaptığımda bazı katılımcılar der ki; “Hocam size kalsa işimizi, eşimizi, her şeyi bırakalım, nasıl olacak ki bu?” Ben de diyorum ki: ‘’Ben size her şeyi bırakın demiyorum, hayatınızda artık size hizmet etmeyen, katkı olmayan alanları dönüştürün’’.

Bize hizmet etmeyen ve katkı olmayan alanlarda enerjimiz çok düşük olur. Vasat bir şekilde var oluruz. Bu kendimize, mucizemize, yaşama yapabileceğimiz en büyük kabalıklardan biridir. Vasatlık; kendimizi, gücümüzü, potansiyellerimizi inkâr etme durumudur. Bir şeyin içinde vasat bir enerji ile var olduğumuzda hayatımıza mucizeler akmaz, vasatlık akar. Sonsuz olasılıklar evreni çalışmaz.

Amaaaa bir şeyin içinde tutkunuzla, heyecanınızla, arzularınızla, yaşam enerjinizle, kendiniz olarak var olduğunuzda ve netleştiğinizde, işte o zaman bütün evren sizin için çalışır, size hizmet eder. Daha önce hiç aklınıza bile gelemeyecek, bu realitede bile var olmayan sonsuz olasılıklar açığa çıkar ve mucizeler akar.

Nasıl mı?

Nasıllar “Yaradan’ın işi!”

Sizin işiniz bunların nasıl olacağını organize etmek değil. Sizin işiniz kendiniz olmak, tutkularınızla, heyecanınızla var olmak, net olmak ve sonsuz olasılıklara kendinizi açmak.

 "Nasıl olacağını bilmiyorum ama olacağını kesinlikle biliyorum”.

Biz “nasıl kısmını” evrene, Yaradan’a dikte etmeyle uğraşmıyoruz. Nasıl olacak kısmını planlamayla uğraşmıyoruz. Biz sonsuz olasılıklara kendimizi açıyoruz ve ondan sonra akışta, esin veren ilhamla, esinlenmeyle, akış haliyle gelen eylemleri yerine getiriyoruz. İşte o zaman kendinizi gerçekleştirmiş oluyorsunuz. O zaman kapalı olan tüm kapılar mucizevi bir şekilde açılıyor.


Paylaş:

Makalelerde Ara

Kimdir?

Recep Özer

Recep Özer

"Ne yaşıyorsan sorumlusu sensin. İç dünyanda neye inanıyorsan dış dünyada da sonuçlarını yaşıyorsun. İnançlarına inebilir ve değiştirebilirsen hayatın da değişir"

Çok Okunanlar

Sosyal Medya

Etiketler